Amerikalılar çevrim içi gizlilik konusunda çelişkili davranıyor
SanalData’yı Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyinIncogni araştırması, Amerikalıların çevrim içi gizlilikten endişe duymadığını söylerken kişisel verilerini korumak için sert sınırlar koyduğunu gösteriyor.
Amerikalıların çevrim içi gizlilik konusundaki yaklaşımı, yeni bir araştırmada dikkat çekici bir çelişki ortaya koydu. Incogni tarafından 1.517 yetişkinle yapılan ankete göre katılımcıların yüzde 45’i çevrim içi gizlilikleri konusunda endişeli olmadığını söyledi. Ancak aynı kişilerin önemli bir bölümü, günlük hayatta son derece kişisel kabul edilen verilerini yabancılarla veya büyük teknoloji şirketleriyle paylaşmaya yanaşmıyor.
Gizlilik tartışmaları son dönemde yalnızca parola güvenliği ya da reklam takibiyle sınırlı kalmıyor. Ring’in iptal edilen, kapı zili kameraları arasında bağlantı kurmayı amaçlayan Search Party özelliği, Flock kameraları etrafındaki tepkiler ve veri simsarlarının kişisel bilgileri satması, mahremiyet konusunu ABD’de daha görünür hâle getirdi. Buna rağmen araştırma, insanların gizliliği çoğu zaman soyut bir kavram olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
“Gizleyecek bir şeyim yok” diyenler de sınır koyuyor
Ankete katılanların bir kısmı, gizleyecek bir şeyleri olmadığı için çevrim içi gizlilik konusunda endişe taşımadığını belirtti. Fakat bu görüş, kişisel cihaz ve mesajlar söz konusu olduğunda aynı şekilde devam etmiyor. Gizleyecek bir şeyi olmadığını söyleyenlerin yüzde 58’i, karşılığında ne kadar para teklif edilirse edilsin kilidi açılmış telefonunu bir yabancıya vermeyeceğini ifade etti.
Aynı grupta yer alanların yüzde 39’u telefon veya dizüstü bilgisayar kamerasını kapatıyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı da kısa süreliğine bile olsa mesajlarını hükümete ya da büyük teknoloji şirketlerine teslim etmek istemiyor. Araştırmada bu teklifin karşılığı olarak üç aylık gelir ölçütü kullanıldı. Sonuçlar, insanların “gizlilik benim için önemli değil” derken aslında bazı veri türlerini oldukça kişisel gördüğünü ortaya koyuyor.
Incogni bünyesindeki Ironwall’ın kurucusu ve CEO’su Ron Zayas, gizliliğin çoğu kişi için ancak somut bir risk ortaya çıktığında anlaşılır hâle geldiğini belirtiyor. Mesajların okunması, bir hizmet için daha yüksek ücret ödenmesi, güvenliğin tehlikeye girmesi veya özel bilgilerin açığa çıkması gibi durumlar, gizlilik kavramını soyut olmaktan çıkarıyor. Zayas’a göre bunların tamamı kişisel mahremiyetin parçası.
İnsanlar kaç hesabı olduğunu bilmiyor
Araştırmanın bir başka sonucu, kullanıcıların internette bıraktığı dijital izlerin boyutunu takip etmekte zorlandığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 65’i kaç web sitesinde hesap sahibi olduğunu bilmediğini söyledi. Yıllar içinde yalnızca bir kez kullanılan hizmetler için açılan hesaplar, kullanıcılar tarafından unutulsa bile bazı kişisel bilgileri saklamaya devam edebiliyor.
Bu durum, veri güvenliğinde yalnızca güçlü parola kullanmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Kullanıcı hangi platformlara kayıt olduğunu hatırlamıyorsa, hangi şirketlerin e-posta adresine, telefon numarasına veya diğer hesap bilgilerine erişebildiğini de kolayca takip edemiyor. Kullanılmayan hesapların kapatılması ve uygulama izinlerinin düzenli olarak gözden geçirilmesi, veri paylaşımını azaltmanın temel yolları arasında yer alıyor.
iPhone ve Mac kullanıcıları nereden başlayabilir?
Zayas, gizliliğini artırmak isteyen iPhone ve Mac kullanıcılarının bütün dijital yaşamını terk etmesine gerek olmadığını savunuyor. Apple’ın sunduğu güvenlik seçeneklerini Google’ın çözümlerine kıyasla daha erişilebilir bulduğunu belirten Zayas, ayarların kısa bir kontrolle gözden geçirilebileceğini söylüyor.
Önerilen ilk adımlar arasında reklam kişiselleştirmesini, konum paylaşımını ve kişi listelerine verilen erişimi mümkün olduğunca azaltmak bulunuyor. Bir uygulamaya kişi listesine erişim izni verildiğinde, uygulama yalnızca kullanıcının rehberindeki kişileri değil, kullanıcının kendi telefon numarasını da elde edebilir. Bu nedenle telefon numarasını, kredi kartı bilgisi kadar dikkatli paylaşılması gereken bir veri olarak değerlendirmek gerekiyor.
Şirketlerin gizlilik politikaları da bu çelişkinin oluşmasında rol oynuyor. Kullanıcılar, bir uygulamanın kişileri, fotoğrafları ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek bu bilgileri paylaşabileceğini açıkça söyleyen bir metinle karşılaşsaydı kararını yeniden düşünebilirdi. Bunun yerine bu uygulamalar çoğu zaman gizliliğe değer verdiklerini vurguluyor, veri toplama ve paylaşma ayrıntılarını ise uzun hukuki metinlerin içine yerleştiriyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, insanların gizliliğe ilgisiz olduğu anlamına gelmiyor. Daha çok, gizliliğin günlük kullanım sırasında görünmez kaldığını ve risk kişisel bir hâl aldığında önem kazandığını gösteriyor. Kullanıcıların hangi hesaplara sahip olduğunu bilmesi, gereksiz izinleri kapatması ve telefon numarası gibi bilgileri daha sınırlı paylaşması, tamamen izole bir yaşam kurmadan alınabilecek somut önlemler arasında bulunuyor.
Günün zaman çizelgesi
Haber eklenme saatine göre sıralanır.
- Bugün
- Ford Ekim 2026 Fiyat Listesi ve Kampanyalar Açıklandı
- Veritas, Sahte Lüks Ürünlere Karşı Çipini Genişletiyor
- Amerikalılar çevrim içi gizlilik konusunda çelişkili davranıyor Bu haber
- Skoda Epiq Sportline tanıtıldı: 440 km menzil sunuyor
- Eski PlayStation yöneticisi: PS5 disklerinin sonu mantıklı
- MagSafe Flex Pouch, telefonlara esnek bir saklama alanı ekliyor
- GTA 6’nın Miami’deki reklam kampanyası tepki çekti
- Anker SOLIX S2000, 2.000Wh kapasiteyle Türkiye’de
- Replit CEO’su: İş dünyasının geleceği kendi kendini yöneten şirketler
- NASA’nın Ay Bataryası -170 Derecede Çalışabilecek
- Katlanabilir iPhone Duo’nun teslimatları 2027’ye sarktı
- LinkedIn’e CV Nasıl Eklenir? İşte Adım Adım Rehber
- Direksiyon Neden Titriyor? Olası Nedenler ve Çözümler
- Sony Xperia 10 VI, Android 17 güncellemesini alamayacak