Elizabeth Holmes ve Nathan Fielder aynı filmde karşılaşıyor

SanalData’yı Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin

Elizabeth Holmes’un kamuoyundaki imajını sorgulayan yeni film, onu komedyen Nathan Fielder ve yönetmen Lance Oppenheim’ın merceğine taşıyor.

Elizabeth Holmes ve Nathan Fielder aynı filmde karşılaşıyor
Kapak görseli yapay zeka ile üretilmiştir. Temsili görseldir; gerçek fotoğraf veya ürün çekimi değildir. Editoryal ilkeler

Theranos’un kurucusu Elizabeth Holmes ile komedyen ve yönetmen Nathan Fielder, gerçeğin nerede başlayıp performansın nerede bittiğini sorgulayan bir filmde karşı karşıya geliyor. You Can See Everything adlı yapım, Holmes’un 2023’te 11 yıllık hapis cezasını çekmeye başlamasından kısa süre önce çekilen görüntüler üzerinden ilerliyor.

Filmin arkasında A24 bulunuyor. Yönetmen koltuğunda Lance Oppenheim otururken, Fielder da projeye yalnızca kamera önünde yer alan bir isim olarak değil, Holmes’un anlatısını çözmeye çalışan bir ortak olarak dahil oluyor. Proje, Holmes ve eşi Billy Evans’ın kamuoyundaki imajını savunmak amacıyla A24 ile iletişime geçmesiyle ortaya çıkıyor. Çift, Holmes’un özgürlüğünün son günlerinin belgelenmesi için bir film ekibi gönderilmesini istiyor.

Holmes’un anlatısı yeniden sorgulanıyor

Elizabeth Holmes, Theranos’un kan test cihazlarının çalışmadığını belirten çalışanların uyarılarını bastırmakla ve yatırımcıları yanıltmakla suçlandı. Duruşma sırasında yüz milyonlarca dolar kaybeden yatırımcıların, şirket içindeki ihlalleri gündeme getiren çalışanların ve yanlış test sonuçlarına göre hareket eden hastaların ifadeleri dinlendi. Holmes ise tüm bu süreç boyunca kendisini suçsuz gördüğünü savunmayı sürdürdü.

Film, izleyicinin hâlâ yanıtlayamadığı bir soruya odaklanıyor: Holmes, kendi savunmasına gerçekten inanıyor mu, yoksa yıllar içinde oluşturduğu karakteri mi koruyor? Yapımın merkezindeki gerilim, yalnızca Theranos skandalından değil, Holmes’un kendisini nasıl anlattığından kaynaklanıyor.

Holmes, kamuoyunun kendisi hakkında gerçeği yansıtmayan bir algıya sahip olduğunu öne sürüyor. Buna göre herhangi bir suç işlemediğini düşünüyor. Ancak şirketin kan testi teknolojisinin işe yaramadığına dair uyarılar, yatırımcı kayıpları ve hastaların hatalı sonuçlardan etkilenmesi, bu savunmayı filmin temel tartışma alanlarından birine dönüştürüyor.

Nathan Fielder için tanıdık bir belirsizlik

Nathan Fielder’ın projeye dahil olması, filmin tonunu daha da karmaşık hâle getiriyor. Fielder, daha önce iş dünyası ve günlük hayatın absürt yönlerini, gerçek kişilerle kurduğu tuhaf ve çoğu zaman rahatsız edici durumlar üzerinden ele aldı. Ekrandaki kişiliğinin ne kadarının gerçek, ne kadarının kurgu olduğu uzun süredir izleyiciler tarafından tartışılıyor.

Fielder’ın Holmes’la yaptığı görüşmelerde bu belirsizlik karşılıklı bir aynaya dönüşüyor. Fielder, geçmişte bir komedi programında işletme fikrini hukuki sınırları zorlayan bir şakaya dönüştürdüğünü hatırlatarak Theranos olayının da bir “komedi bit’i” olarak savunulup savunulamayacağını soruyor. Holmes ise kendi durumunun farklı olduğunu söylüyor. Bu kısa karşılaşma, filmin iki karakter arasındaki temel benzerliği ortaya koyuyor: Her ikisi de gerçek ile rol arasındaki çizgiyi izleyicinin gözünde belirsiz bırakıyor.

Kamuoyu imajı filmin ana çatışmasına dönüşüyor

Çekimler sürerken Holmes hakkında yayımlanan bir gazete profili de filmin anlatısına dahil oluyor. Yazı, Holmes’u çocuklarını büyürken izleme fırsatından mahrum bırakılmış bir anne olarak öne çıkardığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Holmes ve eşi ise bu haberden memnun kalmıyor ve bazı ifadelerin bağlamından koparıldığını savunuyor.

Holmes ayrıca kendisini canlandıran Amanda Seyfried’in performansına itiraz etmediğini, ancak oyuncunun gerçek Holmes’u değil, onun oluşturduğu karakteri oynadığını söylediği yönündeki aktarımı da reddediyor. Çift, Holmes’un aslında “onların oluşturduğu bir karakterin” oynandığını söylediğini ileri sürüyor. Bu ayrım, filmin temel meselesini bir kez daha gündeme getiriyor: Kamuoyunun tanıdığı Elizabeth Holmes, gerçek kişi mi, yoksa yıllar boyunca kurulmuş bir anlatının ürünü mü?

You Can See Everything, Theranos davasını yalnızca şirketin yükselişi ve çöküşü üzerinden anlatmak yerine Holmes’un kendisini nasıl konumlandırdığını inceliyor. Fielder’ın gerçeklik ve kurgu arasındaki sınırla oynayan yaklaşımı, Holmes’un kesinlik taşıyan savunmasıyla yan yana geldiğinde film, izleyiciyi olayların yanı sıra anlatıcının güvenilirliğini de değerlendirmeye zorluyor.

Günün zaman çizelgesi

Haber eklenme saatine göre sıralanır.

  1. Bugün
  2. Elizabeth Holmes ve Nathan Fielder aynı filmde karşılaşıyor Bu haber
  3. Elorian, Görsel Akıl Yürütmeye Odaklanan Glimpse’i Tanıttı
  4. Tressfecta, saç örgüsünü kolaylaştıracak cihaz geliştiriyor
  5. HomePod 2, üç yeni özellikle ücretsiz güncelleme alacak
  6. Modern Warfare 4’ün Hikâye Modu Ön Siparişe Açılıyor
  7. Australia Did It Oyununun Yeni Adı Bir Hayli Uzun
  8. Nothing Phone (3) ve Lenovo tablet için indirim fırsatı
  9. Jev, Vercel’in en hızlı benimsenen yapay zekâ modeli oldu
  10. The Blood of Dawnwalker 1.1 güncellemesiyle neler geliyor?
  11. Apple ürünlerinde fırsatlar: AirPods, Apple TV ve HomeView
  12. iPhone Duo için Apple ve üçüncü taraf kılıflar satışta
  13. 619 Km Menzilli Elektrikli Mercedes GLA Tanıtıldı
  14. Play Store’da sahte WhatsApp, gerçeğin üstünde listelendi
  15. Analogue, Super Nt ve Mega Sg konsollarını yeniliyor
Mert Yılmaz
Yazar

Mert Yılmaz

Girişim Editörü

Mert Yılmaz, SanalData’da girişimler, teknoloji şirketleri ve sektör haberlerini yazar.

Mert Yılmaz’ın tüm yazıları

Yorum yaz