Antik Mısır yapıştırıcılarının sırrı proteomik analizle çözüldü

Bilim insanları, antik Mısır eserlerinde kullanılan yapıştırıcı ve bağlayıcıları kütle spektrometrisine dayalı proteomik yöntemlerle inceledi. Analizlerde hayvansal kolajenin yanı sıra yumurta, susam ve moringa proteinleri de bulundu.

Antik Mısır yapıştırıcılarının sırrı proteomik analizle çözüldü
Kapak görseli yapay zeka ile üretilmiştir. Temsili görseldir; gerçek fotoğraf veya ürün çekimi değildir. Editoryal ilkeler

Antik Mısır’dan günümüze ulaşan eserlerin hangi malzemelerle üretildiği, arkeoloji ve konservasyon çalışmaları açısından büyük önem taşıyor. Ancak boya, yapıştırıcı ve bağlayıcıların kimyasal yapısını kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değil. Bunun temel nedenlerinden biri, ayrıntılı inceleme için eserlerden fiziksel örnek alınmasının gerekebilmesi. Değerli ve hassas nesnelerde bu işlem, geri dönüşü olmayan hasar riski taşıyor.

Bilim insanları bu sorunu aşmak için numuneye zarar vermeyen veya zararı en aza indiren görüntüleme ve analiz tekniklerinden yararlanıyor. Son çalışmalardan birinde ise antik Mısır eserlerinde kullanılan yapıştırıcıların ve benzer bağlayıcıların kökenini araştırmak için kütle spektrometrisine dayalı proteomik yöntem kullanıldı. Science Advances dergisinde yayımlanan araştırma, bu malzemelerin yalnızca hayvansal kaynaklara dayanmadığını gösteren bulgular ortaya koydu.

Yapıştırıcılarda beklenen ve beklenmeyen proteinler

Proteomik analiz, bir malzemedeki proteinleri tespit ederek bunların hangi canlı kaynaklardan geldiğine dair ipuçları sağlayabiliyor. Araştırmacılar, geniş bir antik Mısır eseri grubunda yaptıkları incelemelerde hayvansal kolajen ve yumurta proteinleriyle karşılaştı. Bu sonuçlar, eski dönemlerde kullanılan yapıştırıcı ve bağlayıcılar açısından beklenen kaynaklarla uyumlu.

Analizlerin daha ilginç tarafı ise bitkisel proteinlerin tespit edilmesi oldu. Bulgular, bazı malzemelerde susam ve drumstick ağacı olarak da bilinen moringadan elde edilen proteinlerin bulunduğuna işaret etti. Moringa, farklı bölgelerde kullanılan bir bitki olsa da araştırmanın öne çıkardığı nokta, bu bitkisel kaynakların antik Mısır eserlerindeki bağlayıcı veya yapıştırıcı bileşenleri arasında tespit edilmiş olması.

Bu tür veriler, konservatörlerin eserleri onarırken hangi malzemelerle karşı karşıya olduğunu anlamasına yardımcı olabilir. Bir nesnenin yapımında kullanılan bağlayıcının hayvansal, yumurta temelli ya da bitkisel kökenli olması; malzemenin zaman içinde nasıl yaşlandığını, hangi çevresel koşullara karşı hassasiyet gösterdiğini ve nasıl korunması gerektiğini etkileyebilir. Araştırma, antik üretim tekniklerini daha ayrıntılı biçimde yeniden değerlendirmek için de bilimsel bir temel sunuyor.

Antik renklerin izini sürmek için kullanılan yöntemler

Antik Mısır eserlerindeki malzemeler yalnızca yapıştırıcılardan ibaret değil. Bu uygarlığın kendine özgü ve kolay tanınan resim tarzında kullanılan pigmentler de uzun süredir bilimsel araştırmaların konusu. Kırmızı renk için hematit ve realgar; sarı için götit ve orpiment; mavi için Mısır mavisi; yeşil için Mısır yeşili kullanılıyordu. Siyah pigmentler karbon temelli olabiliyor, beyaz renklerde ise kalsit, alçı taşı, anhidrit ve huntit gibi minerallerden yararlanılıyordu.

Bu pigmentlerin bir bölümü, X-ışını floresansı görüntüleme yöntemleriyle tespit edilebilen elementsel izler taşıyor. Özellikle makro-XRF görüntüleme, hiperspektral görüntüleme ile birlikte kullanıldığında eserlerin yüzeyindeki renk dağılımını ve pigment kalıntılarını incelemeye olanak veriyor. Bu yaklaşım, ikinci yüzyıla tarihlenen Greko-Romen dönemi bir cenaze portresinin incelenmesinde kullanıldığı gibi, Yunanistan’daki Delphi bölgesinde mermer üzerinde kalan renklerin belirlenmesinde de uygulanmıştı.

2023 yılında taşınabilir bir MA-XRF görüntüleme cihazıyla antik Mısır resimleri de incelendi. Çalışma, Teb Nekropolü’ndeki mezar şapellerini araştıran daha geniş bir projenin parçasıydı. Taşınabilir sistemler, büyük veya yerinden çıkarılması mümkün olmayan eserlerin bulunduğu alanlarda analiz yapılmasını kolaylaştırıyor.

Koruma çalışmalarına katkı sağlayacak

Yeni proteomik yaklaşım, görüntüleme tekniklerini tamamlayan farklı bir bilgi katmanı sağlıyor. X-ışını ve hiperspektral sistemler daha çok pigmentlerin ve yüzeydeki renk izlerinin haritalanmasına yardımcı olurken, protein analizi organik bağlayıcıların kökeni hakkında bilgi verebiliyor. Böylece bir eserin yalnızca hangi renklere sahip olduğu değil, bu renklerin yüzeye nasıl tutturulduğu da araştırılabiliyor.

Antik Mısır eserleri üzerinde yapılacak analizlerde en büyük hedef, bilimsel bilgi edinirken nesnenin bütünlüğünü korumak. Bu nedenle zarar vermeyen veya çok küçük müdahaleler gerektiren yöntemlerin birlikte kullanılması önem taşıyor. Hayvansal kolajen, yumurta, susam ve moringa gibi farklı kaynakların belirlenmesi, geçmişteki malzeme tercihleri hakkında daha ayrıntılı bir tablo oluşturuyor. Aynı zamanda konservasyon ekiplerinin gelecekteki müdahaleleri daha bilinçli planlamasına yardımcı olabilecek bir veri tabanı oluşmasına katkı sağlıyor.

Günün zaman çizelgesi

Haber eklenme saatine göre sıralanır.

  1. Dün
  2. Apple Store’lar için üç büyük tasarım değişikliği yolda
  3. iPhone Duo Modellerinde Face ID Dönemi Başlayabilir
  4. Obama’dan Demokratlara yapay zekâ için net plan çağrısı
  5. Lyft, Nashville’de sürücüsüz robotaksi hizmetine başladı
  6. iOS 27, iPhone ve iPad bildirim hareketini değiştiriyor
  7. Mova Z70 Ultra ve V70 Ultra merdiven çıkabiliyor
  8. Waymo robotaksi, silahlı iki yolcu için polisi çağırdı
  9. Wokyis G7, Mac Studio için retro tasarımlı dock duyurdu
  10. Apple, iPhone için kendi oyun kumandasını geliştiriyor
  11. Claude, Yemen’de Füze Geliştirme Sürecinde Kullanıldı
  12. iPhone Duo ve Galaxy Z Fold8: Farkları Neler?
  13. Hyundai Eylül 2026 Fiyat Listesi Açıklandı
  14. Füzyon şirketleri savunma sanayisiyle yeni ortaklıklar kuruyor
  15. Lexus Eylül 2026 fiyat listesi: En ucuz model 3,22 milyon TL
Burak
Yazar

Burak

Kurucu / Teknoloji Editörü

Burak, yazılım geliştirme, web teknolojileri, mobil uygulamalar, veritabanı sistemleri ve yapay zekâ üzerine çalışan bir teknoloji editörüdür. SanalData’nın kurucusu olarak yazılım, yapay zekâ, mobil teknolojiler ve teknoloji sektöründeki gelişmeleri izler ve değerlendirir.

Burak’ın tüm yazıları

Yorum yaz